Talaş Taşıyan Çocuktan Dünya Camilerine: Şanlıurfalı Sanatkâr Şehmus Okur’un Ahşapla Örülen Yaşamı

Talaş Taşıyan Çocuktan Dünya Camilerine: Şanlıurfalı Sanatkâr Şehmus Okur’un Ahşapla Örülen Yaşamı
Yayınlama: 22.10.2026
0
A+
A-

Altı yaşında bir marangoz atölyesinde yerleri süpürüp talaş taşıyarak mesleğe adım atan Şanlıurfalı sanatkâr Şehmus Okur, zamanla Tokyo ve Berlin’deki camileri süsleyen ahşap eserlere imza attı. Geleneksel kündekâri sanatını sedef işçiliği ve tarihî eser restorasyonuyla buluşturan Okur’un hayat hikâyesi, ŞURKAV Dergisi‘nin Mayıs 2015 tarihli araştırmasında kapsamlı biçimde ele alındı.

Harran Üniversitesi GAP Bölgesi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü S. Sabri Kürkçüoğlu tarafından kaleme alınan çalışmada, Okur’un akademik kariyeri ile geleneksel Türk ahşap sanatlarına sağladığı katkılar birlikte inceleniyor.

Şehmus Okur’un Ahşapla Tanışması: Altı Yaşında Atölyeye Adım

Şehmus Okur’un ahşapla kurduğu bağ, çocukluk dönemine uzanıyor. Ailesinin bir kolunda kitaplar, diğer kolunda ise ahşap işleriyle çevrili bir ortamda yetişen Okur, erken yaşta bir marangoz atölyesine girdi.

Mesleki tecrübesini Akçakale’de dayısı Müslüm Seylan ve Mehmet Tunusluoğlu’nun yanında edinen Okur, başlangıçta atölyenin temizlik işleriyle uğraştı; ilerleyen süreçte ise ahşap işçiliğinin inceliklerini kavramaya başladı.

Kuveyt Türk tarafından yayımlanan Sanatın ve Sanatkârın İzinde adlı eserde yer verilen söyleşide de Okur’un çocukluk yıllarında dayısının atölyesinde çalışmaya başladığı, kendi ifadeleriyle aktarılıyor.

Çivisiz ve Tutkalsız Bir Ustalık: Kündekâri Sanatı

Şehmus Okur’un eserlerinde ön plana çıkan alanların başında kündekâri sanatı geliyor. Bu geleneksel yöntemde küçük ahşap parçalar, birbirine geçen kanallar vasıtasıyla çivi ve tutkal kullanılmaksızın bir araya getiriliyor.

Geometrik desenlerle bezenen ahşap yüzeyler, yüksek ustalık ve titiz bir işçilik gerektiriyor. Okur, kündekârinin yanı sıra sedef, fildişi, bağa, altın ve çeşitli taşlarla gerçekleştirilen süsleme çalışmalarına da yöneldi.

ŞURKAV’ın araştırmasında, sanatçının oyma, sedefkârlık ve tarihî ahşap eserlerin onarımı gibi farklı alanlarda eser vermesi sebebiyle çok yönlü bir sanatkâr olarak tanıtıldığı dikkat çekiyor.

Tokyo ve Berlin Camilerinde Şehmus Okur İmzası

Mayıs 2015 tarihli araştırmaya göre, Şehmus Okur’un yurt dışında hayata geçirdiği çalışmalar arasında Tokyo Camii‘nin vaiz kürsüsü ve Kur’an muhafazası yer alıyor.

Berlin Şehitlik Camii‘nin süsleme işleri ile Bahreyn ve Katar’daki camiler için üretilen ahşap eserler de sanatçının çalışmalarına örnek olarak gösteriliyor.

Fatih Camii ve Topkapı Sarayı’ndaki Çalışmalar

İstanbul’daki Fatih Camii’nin bazı kapı, pencere ve vaiz kürsülerinin restorasyonunda görev üstlenen Okur’un, Topkapı Sarayı’nda bulunan IV. Murad’ın tahtının yeniden üretimini gerçekleştirdiği aktarılıyor. Sanatçının bazı müze eserlerinin reprodüksiyonları üzerinde de çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor.

Marangoz Tezgâhından Üniversite Kürsüsüne

Şehmus Okur’un meslek hayatı yalnızca ahşap işçiliğiyle sınırlı kalmadı. Okur, Fırat Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim aldı. 1983 yılında Kuleli Askerî Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak askerlik görevini tamamladı.

Ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde Türk dili öğretim görevlisi olarak çalışan Okur, 2007 yılında emekliye ayrıldı. Kuveyt Türk tarafından yayımlanan biyografisinde, üniversitedeki görev süresi 1984-2007 yılları olarak belirtiliyor.

ŞURKAV araştırmasında, akademik fliyetlerinin yanı sıra Eski Türkçe, Fransızca ve Farsçadan edebî ve felsefi çeviriler gerçekleştirdiği de yer alıyor. Okur’un Şigeru Yamaşita ile birlikte Japonca-Türkçe sözlük hazırlaması, farklı alanlardaki çalışmalarından biri olarak aktarılıyor.

Geleneksel Ahşap Sanatlarında Çırak Sorunu

ŞURKAV Dergisi’nin 2015 yılında yayımladığı araştırmada, Şehmus Okur’un tarihî ahşap eşyaların korunmasına atfettiği önem de anlatılıyor.

Okur’un o dönemde gündeme getirdiği sorunlardan biri, geleneksel ahşap işçiliğini aktarabileceği çırak bulmakta karşılaştığı güçlük oldu. Söz konusu değerlendirme, sanatçının Mayıs 2015 tarihli araştırmaya yansıyan mesleki tecrübelerini gözler önüne seriyor.

Çocuk yaşta bir marangoz atölyesinde başlayıp üniversite öğretim üyeliğinden uluslararası cami çalışmalarına uzanan bu yaşam öyküsü, Şanlıurfa’nın geleneksel zant kültürü içinde yetişen çok yönlü bir sanatkârın eserlerini belgeliyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.