Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Şanlıurfa’nın geleneksel aile yaşamında kirvelik, sünnet töreniyle filizlenen ve düğünlere kadar süren köklü bir toplumsal bağ olarak dikkat çekiyor. Yörede ‘küvre’ adıyla da bilinen kirve, sünnet çocuğunun yanında yer alan kişiyle sınırlı kalmıyor; ailenin ilerleyen dönemdeki önemli günlerinde de sorumluluk üstlenen bir yakın olarak görülüyordu.
Harran Üniversitesi GAP Bölgesi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü S. Sabri Kürkçüoğlu tarafından kaleme alınan ve ŞURKAV Dergisi’nin Mayıs 2016 tarihli 25. sayısında yayımlanan araştırma, bu geleneğin sünnetten nişana ve düğüne uzanan uygulamalarını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.
Geleneksel anlayışta kirve belirlenirken güvenilirlik, saygınlık ve aileler arasındaki gönül bağı belirleyici unsurlar arasında yer alıyordu. Kirvelik görevini üstlenen kişinin, sünnet çocuğunun ailesiyle akrabalığa benzer bir ilişki tesis ettiği kabul ediliyordu.
Söz konusu yakınlığın sonraki kuşaklara aktarılması da araştırmada ifade edilen özellikler arasında bulunuyor. Kirve ailelerinin birbirleriyle evlenmemesine yönelik yöresel örf, bu ilişkinin olağan bir dostluktan farklı değerlendirildiğine işaret ediyor.
Araştırmada aktarılan geleneksel uygulamalara göre sünnet hazırlıkları sürecinde kirveye ve eşine hediyeler gönderilerek haber iletiliyordu. Kirve ise çocuğun kıyafetleri ile bazı tören masraflarını üstleniyordu.
Sünnetten önce çocuğun kirvesiyle birlikte gezdirilmesi ve Dergâh’a götürülmesi, eski Urfa gelenekleri arasında yer alıyordu. Törene katılan misafirlere tirit ikram edilmesi de araştırmada kayıt altına alınan uygulamalardan biri olarak dikkat çekiyordu.
Kirvenin tören esnasında çocuğun yanında bulunması, üstlendiği vazifenin en belirgin yönlerinden birini oluşturuyordu. Bununla birlikte geleneksel sorumlulukları, sünnetin tamamlanmasıyla son bulmuyordu.
Şanlıurfa’nın eski evlilik geleneklerinde kız isteme aşamasında kirvenin görüşüne başvurulabiliyor, nişan ve düğün hazırlıklarında kendisine çeşitli görevler verilebiliyordu.
Kürkçüoğlu’nun araştırmasında, geçmişte nişan yüzüklerinin gelin ve damat adaylarının ayrı evlerinde takıldığı aktarılıyor. Bu uygulamada kirvenin eşi gelin adayına, kirve ise damat adayına yüzük takıyordu.
Araştırmanın yayımlandığı dönemde gelin ve damat adaylarının bir arada bulunduğu nişan törenlerinin yaygınlık kazandığı da ifade ediliyor. Bu durum, eski uygulamaların zaman içinde değişime uğradığını gösteriyor.
Düğün öncesinde gerçekleştirilen ‘sakal öpümü’ veya ‘teşekküre gitme’ ziyaretlerine kirvenin eşiyle birlikte katılması da geleneksel aile ilişkilerinin bir diğer parçasını oluşturuyordu. Kirve, düğün sürecinde damadın yanında yer alarak aileyle kurduğu yakınlığı devam ettiriyordu.
Mayıs 2016 tarihli araştırmada, şehirleşme ve ailelerin farklı kentlere dağılmasının kirvelik geleneği üzerinde etkili olduğu aktarılıyor. Kürkçüoğlu, geleneğin kırsal kesimde ve ilçelerde daha yoğun biçimde sürdürüldüğünü, şehir yaşamında ise özellikle sünnet törenleriyle bağlantılı şekilde yaşatıldığını belirtiyor.
Şanlıurfa’nın aile ve toplumsal yaşamına dair bu tarihî uygulamalar, araştırmacının 12 Eylül 2025 tarihinde Şanlıurfa Kültür Atlası‘nda yayımlanan çalışmasında da işleniyor. Her iki yayın, kirveliğin yalnızca bir tören görevi olmadığını, aileler arasında uzun soluklu yakınlık tesis eden bir gelenek olduğunu gözler önüne seriyor.