Şanlıurfa’da bakırcılığın binlerce yıllık geçmişi: Harran’da 199 eser ele geçirildi

Şanlıurfa’da bakırcılığın binlerce yıllık geçmişi: Harran’da 199 eser ele geçirildi
Yayınlama: 15.10.2026
0
A+
A-

Harran’da 1950’li yıllarda yürütülen Türk-İngiliz ortak kazılarında, içkaledeki bir odanın tavanının çökmesiyle 199 parça madeni eser ortaya çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığının Bakırcılık başlıklı kültür envanterine göre işlemeli havanlar, siniler, kazanlar ve çeşitli kaplardan oluşan buluntular, 11. yüzyılın sonları ile 12. yüzyıla tarihleniyor. Bu eserler, Şanlıurfa’nın tarihî çarşılarıyla özdeşleşen bakır işçiliğinin geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunuyor.

Bakanlığın kayıtları, bölgedeki bakır kullanımının çok daha eski dönemlere uzandığını da gösteriyor. Şanlıurfa’daki arkeolojik kazılarda bulunan çeşitli eşyalar, bakırın yalnızca mutfak gereci olarak değil, farklı ihtiyaçlar için de işlendiğini ortaya koyuyor.

Harran’da bulunan 199 madeni eser hangi döneme ait?

Harran İçkalesi’nde bulunan 199 madeni eser, Bakanlığın envanterinde 11. yüzyıl sonu ile 12. yüzyıla tarihlendiriliyor. Kazılarda ortaya çıkarılan parçalar arasında işlemeli havanlar, büyük siniler, kazanlar ve farklı kullanım amaçlarına sahip kaplar bulunuyor.

Kültür envanterinde eserlerin Ankara Etnografya Müzesi’nde muhafaza edildiği, bir bölümünün ise daha sonraki dönemde Şanlıurfa Müzesi’nde sergilendiği aktarılıyor.

Şanlıurfa’da bakır işçiliğinin izleri Kalkolitik Çağ’a uzanıyor

Şanlıurfa’daki bakır kullanımının geçmişi yalnızca Harran buluntularıyla sınırlı değil. Hassek Höyük, Kurban Höyük ve Lidar Höyük kazılarında Kalkolitik Çağ’a ait bakır kaplar, ok uçları, mızrak uçları ve iğneler ele geçirildi.

Bu arkeolojik buluntular, bölgede bakırın binlerce yıl önce işlendiğini gösteriyor. Harran’daki daha geç dönem eserleri ise metal işçiliğinin farklı dönemlerde ulaştığı çeşitliliği yansıtıyor.

1950’li yıllarda 100 iş yerinde 300 kişi çalışıyordu

Şanlıurfa’nın tarihî çarşılarında bakırcılık, geçmişte önemli geçim kaynaklarından biriydi. Kültür ve Turizm Bakanlığının aktardığı tarihsel verilere göre 1950’li yıllarda yaklaşık 100 iş yerinde 300 usta ve kalfa bu meslekle uğraşıyordu.

Özellikle Kazancı Pazarı ve Hüseyniye Çarşıları, bakır ustalarının çalıştığı yerler arasında bulunuyordu. Bulgur ve şire kazanları, çiğköfte leğenleri, yemek sinileri, lengerler, sahanlar, ibrikler ve kahve cezveleri bu dükkânlarda üretilen ulaşaneksel eşyalar arasında yer alıyordu.

Urfa bakırcılığında çekiç darbeleriyle şekil veriliyordu

Şanlıurfa bakır işçiliğinin ayırt edici özelliklerinden biri dövme çekiç tekniği olarak biliniyor. Bu yöntemde bakır, ustaların uyguladığı çekiç darbeleriyle biçimlendiriliyor ve işleniyordu.

Bakanlığın envanterinde kabartma çekiç tekniğiyle gerçekleştirilen turistik tepsi ve cezvelerden de söz ediliyor. ulaşaneksel üretimde farklı kullanım alanlarına göre kapların biçimleri ve işlenme yöntemleri değişiyordu.

ulaşaneksel bakırcılık neden geriledi?

Şanlıurfa’da bakırcılığın gerilemesinde alüminyum, plastik ve çelikten üretilen fabrikasyon mutfak gereçlerinin yaygınlaşması etkili oldu. Bu ürünlerin günlük yaşamda daha fazla kullanılmaya başlanmasıyla el işçiliğine dayalı bakır eşyalara yönelik talep azaldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının yayınında bakırcılıkla uğraşan yaklaşık 10 iş yeri ve 30 ustadan da söz ediliyor. Ancak yayının tarihi belirtilmediği için bu rakamlar günümüzdeki faal işletme ve usta sayısını göstermiyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.