Şanlıurfa’da deve yününden dokunan eski giysiler: Abacılığın unutulan hikâyesi

Şanlıurfa’da deve yününden dokunan eski giysiler: Abacılığın unutulan hikâyesi
Yayınlama: 15.10.2026
0
A+
A-

Şanlıurfa’da bir dönem varlıklı kişilerin giydiği siyah aba ile hamalların ve işçilerin tercih ettiği kırmızı aba, aynı dokuma ulaşaneğinin farklı ürünleriydi. Deve yününden hazırlanan bu giysiler, el mekikli cülha tezgâhlarında dokunuyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının el sanatları envanterinde yer alan abacılık, kentin geçmişteki giyim alışkanlıklarını ve dokumacılık mesleğini anlatan örneklerden biri.

Elbiselerin üzerine giyilen abalar, bol kesimleriyle kürkü andırıyordu. Kadınlar ve erkekler için ayrı modeller hazırlanıyor, kullanılan yünün niteliği ve giysinin üzerindeki nakışlar çeşitlere göre değişiyordu.

Şanlıurfa’da abacılık hangi mahallelerde yapılıyordu?

ulaşaneksel aba dokumacılığının üretim yerleri arasında Harran Kapısı, Kaleboynu ve Eyyübiye mahalleleri bulunuyordu. Bakanlığın tarihsel kaydına göre bu bölgelerdeki cülha tezgâhlarında deve yününden kumaş dokunuyor, ardından farklı biçimlerde üst giysileri hazırlanıyordu.

Üretim, el emeğine ve ulaşaneksel dokuma bilgisine dayanıyordu. Ustalar, ince veya kalın iplik kullanarak abanın dokusunu ve görünümünü belirliyordu.

Siyah aba ile kırmızı aba arasındaki fark

Şanlıurfa’nın eski giyim kültüründe aba çeşitleri yalnızca renkleriyle ayrılmıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının aktarımına göre azap abası olarak da bilinen siyah aba, geçmişte varlıklı kişiler tarafından giyiliyordu. Bu modelin kısa ve uzun kollu çeşitleri bulunuyordu.

Siyah abaya benzeyen kırmızı aba ise daha çok hamalların ve işçilerin kullandığı bir giysi olarak anlatılıyor. Böylece aynı dokuma tekniğiyle hazırlanan ürünler, farklı kullanım alanlarına sahip oluyordu.

Haçiya, sa’dûni ve meşleh nasıl hazırlanıyordu?

Abalar, dokuma özelliklerine göre ince ve kaba olmak üzere iki ana gruba ayrılıyordu. İnce aba çeşitlerinden haçiya, ince deve yününden hazırlanıyor ve üzerinde nakış bulunmuyordu. Bu giysi hem kadınlar hem erkekler tarafından kullanılıyordu.

Kaba aba çeşitlerinden sa’dûni ise kalın iplikle dokunuyordu. Ön kısmı nakışlarla süslenirken arka tarafı düz bırakılıyordu. Meşleh adı verilen model, sa’dûni abanın nakışsız biçimiydi.

Bir başka çeşit olan kev, al renkli yünden hazırlanıyor ve ön tarafı nakışlarla süsleniyordu. Bakanlık kaydında, kullanılan yünün nadir bulunması nedeniyle bu giysinin değerli kabul edildiği belirtiliyor.

Şanlıurfa’nın eski aba ustaları

Abacılık, dokuma tezgâhlarında çalışan ustaların emeğiyle sürdürülüyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının envanterinde Abacı Mustafa, Abacı İbrahim, Halil Yücetepe, Bakır Yücetepe, Said Baba, Bakır Bostancı, Mehmet Boz ve Mehmet Apaydın mesleğin geçmişteki ustaları arasında sayılıyor.

Bu isimler, Şanlıurfa’da deve yününden giysi hazırlanan dönemin zanaatkârları olarak kayıtlarda yer alıyor.

Şanlıurfa’da abacılık neden kayboldu?

Kültür ve Turizm Bakanlığının kültür envanterine göre ulaşaneksel abaların kullanımının sona ermesiyle bu giysilere dayanan dokumacılık da terk edildi. Böylece bir zamanlar farklı mahallelerdeki tezgâhlarda sürdürülen meslek eski önemini kaybetti.

Envanterin yayın tarihi belirtilmediği için abacılığın hangi yıl sona erdiği kesin olarak belirlenemiyor. Kaynak, günümüzdeki atölye sayısını değil, Şanlıurfa’nın geçmişteki aba çeşitlerini, üretim yerlerini ve bu meslekte çalışan ustaları kayıt altına alıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.