Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Türk siyaset sahnesinin önemli figürlerinden biri olan Önder Sav, hukuk ve siyaset alanındaki çalışmalarıyla kamuoyunun ilgisini çekmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bünyesindeki uzun hizmet süresi, parti içi dönüşüm süreci ve sonrasında meydana gelen gelişmeler, günümüzde de merak uyandıran konular arasında yer almaktadır.
Önder Sav, Cumhuriyet Halk Partisi’nin uzun yıllar boyunca en nüfuzlu yöneticilerinden biri olarak Türk siyasetinde kalıcı bir iz bırakmıştır. Özellikle CHP’den neden ayrıldığı, CHP’deki görevleri, Önder Sav’ın siyasi yaşamı ve parti yönetimindeki konumu, son dönemde yeniden araştırılan konular arasında bulunmaktadır. Uzun bir süre CHP Genel Sekreteri olarak görev üstlenen Sav, parti teşkilatındaki etkinliği ve siyasi karar alma süreçlerindeki belirleyici rolüyle kamuoyunda “partinin en güçlü isimlerinden biri” şeklinde nitelendirilmiştir.
Hukukçu kimliği ile siyasi hayata atılan Önder Sav, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra serbest avukatlık mesleğini icra etmiştir. Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı görevlerinin ardından aktif siyasette mühim sorumluluklar üstlenmiştir. 15, 16, 20 ve 22. dönemlerde Ankara Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hizmet veren Sav, 37. Hükümet döneminde Çalışma Bakanlığı görevini de yerine getirmiştir.
CHP içinde ise bilhassa 2000’li yıllarda yükselişe geçen Sav, 2000-2010 yılları arasında CHP Genel Sekreteri olarak fliyet göstermiştir. Bu dönemde parti örgütlenmesi, aday belirleme süreçleri ve teşkilat yönetimi konularında önemli sorumluluklar üstlenirken, o dönemin Genel Başkanı Deniz Baykal’ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak dikkat çekmiştir.
Kamuoyunda en çok araştırılan meselelerin başında gelen “Önder Sav CHP’den neden ayrıldı?” sorusunun temelinde, 2010 yılında CHP yönetiminde gerçekleşen değişim süreci bulunmaktadır.
Deniz Baykal’ın genel başkanlık görevinden ayrılmasının akabinde düzenlenen olağanüstü kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı seçilmiştir. Yeni yönetim anlayışı çerçevesinde partide kapsamlı bir kadro değişikliğine gidilmiştir. Bu süreçte Önder Sav da Genel Sekreterlik görevinden ayrılmış ve parti yönetimindeki aktif rolü son bulmuştur. Daha sonraki dönemde aktif yönetim görevlerinde bulunmamıştır.
Önder Sav ise yıllar sonra yaptığı açıklamalarda, kamuoyunda dile getirilen “tasfiye edildi” değerlendirmelerine katılmadığını vurgulayarak, “Kimse beni tasfiye etmedi, ben kendimi tasfiye ettim.” ifadelerini kullanmıştır. Bu beyanat, ayrılık sürecine ilişkin en dikkat çekici değerlendirmeler arasında yer almıştır.
Önder Sav, sadece CHP yönetimindeki pozisyonlarıyla değil, aynı zamanda hukuk ve devlet idaresindeki sorumluluklarıyla da tanınmıştır. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı, Çalışma Bakanlığı, milletvekilliği ve uzun yıllar süren CHP Genel Sekreterliği, kariyerinin en belirgin başlıkları arasında bulunmaktadır.
Özellikle parti teşkilatının yeniden yapılandırılması, örgütlenme fliyetleri ve seçim hazırlıkları hususunda etkili isimlerden biri olarak gösterilen Sav, uzun süre CHP’nin kurumsal hafızasını temsil eden politikacılar arasında değerlendirilmiştir.
Aktif parti yönetiminde yer almamasına karşın Önder Sav, zaman zaman CHP’nin gündemine dair değerlendirmeleriyle kamuoyunun önüne çıkmayı sürdürmektedir. Son yıllarda yaptığı açıklamalarda parti içi bütünlük, kurultay süreçleri ve CHP’nin kurumsal yapısına ilişkin görüşlerini paylaşan Sav, parti geleneklerinin muhafaza edilmesinin önemine vurgu yapmıştır.
Uzun siyasi kariyeri boyunca hem hukukçu hem de siyasetçi kimliğiyle öne çıkan Önder Sav, CHP tarihinin en etkili genel sekreterlerinden biri olarak anılmaya devam etmektedir. Parti yönetimindeki görevleri, örgüt üzerindeki etkisi ve Türk siyasetindeki uzun soluklu kariyeri nedeniyle adı bugün de siyasi gelişmelerle birlikte yeniden gündeme gelmektedir.