Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Amerika Birleşik Devletleri genelinde 29 eyaletin Meta aleyhine açtığı ve sosyal medya mecralarının gençler üzerindeki etkilerinin ele alındığı davada, teknoloji devinin üst düzey yönetiminden savunma geldi. Duruşmada ifade veren Instagram CEO’su Adam Mosseri, platformla ilgili olumsuz verilerin kamuoyundan gizlendiği yönündeki iddiaları kabul etmedi. Yargılama neticesinde ortaya çıkabilecek olası yaptırımların boyutu, tüm teknoloji sektörünün dikkatini Kaliforniya’daki mahkeme salonuna yöneltti.
ABD’de dev teknoloji kuruluşlarının reşit olmayanlar ve gençler karşısındaki yasal sorumluluğuna dair tartışmaları yeniden canlandıran davada, Instagram CEO’su Adam Mosseri mahkemede beyanda bulundu. Mosseri, platformun genç bireylerde bağımlılık oluşturacak şekilde tasarlandığı ve olumsuz verilerin kamuoyundan saklandığı suçlamalarıyla karşılaştı.
Aktarılan bilgilere göre davanın temel eksenini, Meta platformlarının gençlerin psikolojik sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri oluşturuyor. Davacılar; anksiyete, depresyon ve intihar eğilimi gibi ağır sonuçlar ile uygulamanın arayüz tasarımı arasında doğrudan bağlantı olduğunu öne sürerken, Meta tarafı yöneltilen bu iddialara karşı savunmasını yürütüyor.
Duruşmada dikkatleri üzerine çeken en yetkili isim olan Adam Mosseri, kurum bünyesinde olumsuz raporların kamuoyundan gizlenmesinin teşvik edildiği tezine karşı çıktı.
Mosseri mahkeme heyeti önünde, “Ekibimi herhangi bir şeyi saklamaya teşvik etmeye çalışmıyorum” sözleriyle kendisini savundu.
Gençlerin güvenliğine yönelik geliştirilen mekanizmaların kullanım istatistiklerinin neden paylaşılmadığı sorusuna ise Mosseri, “Her bir istatistiği yayımlamıyoruz” yanıtını verdi.
Hukuki mücadelenin ana konusunu Instagram ve Facebook gibi mecraların çocukların ve gençlerin ruh sağlığına etkileri oluşturmaktadır.
Meta şirketine yönelik hazırlanan dosyalarda, kimi platform özelliklerinin gençlerin ekranda daha uzun süre kalmasını sağlamak hedefiyle kurgulandığı öne sürülüyor. Söz konusu tasarım yaklaşımlarının bağımlılık yaratma potansiyeli taşıdığı ve çeşitli psikolojik tehlikeleri beraberinde getirdiği ileri sürülüyor. Meta yetkilileri ise bu iddiaları kesin bir dille reddediyor.
Mahkeme sürecinde sadece mevcut üst düzey yöneticiler değil, eski çalışanların beyanları da dava dosyasında yer alıyor.
Eski bir şirket çalışanının, Meta’nın çocukların güvenliğinden ziyade mali kazançlarını önceliklendirdiğini öne sürdüğü belirtiliyor. Yargılamanın ilerleyen safhalarında eski ve yeni personellerin yanı sıra psikoloji alanında uzman isimlerin de dinlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda yargı sürecinin haftalar boyunca sürebileceği değerlendiriliyor.
Meta’ya karşı sürdürülen dava, taraf olan eyaletlerin çokluğu nedeniyle geniş bir kapsama sahip. ABD genelindeki 29 eyaletin dahil olduğu süreçte hem eyalet mevzuatları hem de federal düzenlemeler temel alınıyor.
California, Colorado, Kentucky ve New Jersey eyaletleri iddialarını kendi yerel kanunlarına dayandırırken, diğer eyaletler federal hukuku referans gösteriyor. Geriye kalan 25 eyaletin öne sürdüğü “tasarım ve bağımlılık” temalı başvuruların ise ilerleyen celselerde müstakil olarak inceleneceği bildiriliyor.
Duruşmalarda bir jüri heyeti bulunmasına karşın nihai yetkinin mahkeme yargıcında olduğu ifade ediliyor. Meta’nın hukuken mesul tutulup tutulmayacağı ve uygulanacak cezai yaptırımlar hakkındaki nihai kararı Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers açıklayacak.
Bu yargılamadan çıkacak hükmün emsal teşkil edebileceği ve Facebook ile Instagram’ın temel tasarım ile işleyiş prensiplerinde köklü değişiklikleri zorunlu kılabileceği aktarılıyor.
Dava dosyasında öngörülen en sarsıcı başlıklardan birini muhtemel para cezasının büyüklüğü oluşturuyor.
Yapılan hesaplamalara göre Meta, aleyhine bir karar çıkması halinde 1,4 trilyon dolara kadar ulaşabilecek cezalarla karşılaşabilir. Belirtilen bu rakamın, şirketin piyasa değerine yakın bir seviyede olduğu ve gerçekleşmesi halinde hukuk tarihinde benzeri görülmemiş bir ceza olacağı vurgulanıyor.
Bununla birlikte 1,4 trilyon dolar kesinleşmiş bir ceza değil, davanın doğurabileceği en üst düzey mali risk tahmini olarak ifade ediliyor. Mahkemenin nihai kararı yargılama sürecinin sonunda belli olacak.