Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki işlemlere ilişkin yürütülen ceza davasında, tutuksuz sanıklardan iş insanı Aziz İhsan Aktaş tarafından mahkeme huzurunda yapılan savunma öne çıktı. Aktaş beyanında, belediye ile ticari ilişkisi olan firmaların hak edişleri üzerinden baskı oluşturulduğunu öne sürerek bu yapıyı “sistem” şeklinde nitelendirdi. Bahse konu yapılanmanın başında Ekrem İmamoğlu‘nun bulunduğunu iddia eden Aktaş, organizasyonun temel gayelerinden birinin İmamoğlu’nun siyasi fliyetlerini finanse etmek olduğunu savundu. Aktaş’ın mahkemede aktardığı suçlamaların sanık beyanı ve iddia niteliğinde olduğu, yargılamanın sürdüğü bildirildi.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi bünyesinde görülen celsede savunmasını sunan Aktaş, 2020-2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 liralık ödeme yaptıklarını ileri sürdü. Sanık ayrıca 5 milyon lira ve 970 bin dolarlık iki ayrı para talebi ile karşılaştığını iddia ederek tarihler, mevkiler ve şahıs isimleri verdi.
Kamuoyunda “Beşiktaş dosyası” adıyla da bilinen soruşturma kapsamında tutuklandığını belirten Aziz İhsan Aktaş, Nisan 2025’te bizzat kendi isteğiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müract ederek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmayı talep ettiğini açıkladı.
Aktaş, bahse konu başvurusunu herhangi bir yönlendirme ya da tesir altında kalmadan gerçekleştirdiğini beyan etti.
Savunmasının en can alıcı kısmında İBB ile iş yapan firmalara yönelik bir yıldırma düzeni kurulduğunu ileri süren Aktaş, bu mekanizmanın Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğunu iddia etti.
Aktaş duruşmadaki savunmasında, iddia edilen yapı dahilindeki maddi taleplerin direkt olarak değil, muhtelif aracılar kanalıyla iletildiğini savundu.
İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bülbüllü ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat gibi isimleri zikreden Aktaş, talimatların ve meblağ taleplerinin bu kişiler ile farklı aracılar vasıtasıyla aktarıldığını öne sürdü.
Sanık Aktaş’ın mahkeme salonunda kayda geçen sözlerinin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayıp devam eden davada sanık savunması kapsamında kaldığı vurgulandı.
Aziz İhsan Aktaş’ın ifadelerindeki en dikkat çekici noktalardan biri de kurgulandığı öne sürülen yapının maksadına dair açıklamaları oldu.
Aktaş; belediyeden tahsil edilmesi beklenen hak edişlerin kasten bekletildiğini, ticari sözleşmelerin fesih ve cezai yaptırımlarla sonlandırılabileceği tehdidiyle baskı kurulduğunu, ruhsat ve imar aşamalarında da çeşitli taleplerin öne sürüldüğünü savundu.
Aktaş, “Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının finanse edilmesidir.” şeklinde konuştu.
Yapılan para transferlerinin yeni bir ihale kazanmak ya da yeni bir iş bağlamak amacıyla gerçekleşmediğini belirten Aktaş, ticari işletmelerin meşru ve yasal hak edişlerini alabilmeleri adına bu ödemeleri yapmak durumunda bırakıldığını iddia etti. Süreçte ilk olarak firmaların alacaklarının ödenmeyip geciktirildiği, ardından nakit taleplerinin iletildiği öne sürüldü.
Aktaş, söz konusu ödemelerin belediyenin resmi banka hesaplarına ya da resmi bağış kanallarına aktarılmadığını; nakit olarak farklı aracılara, özel ofislerde veya otellerde teslim edildiğini beyan etti. Savunmada, bu işleyişin yalnızca alt düzeydeki personelin bireysel eylemi olarak nitelendirilemeyeceği savunuldu.
Sanık Aktaş’ın duruşmada anlattığı olaylar arasında 2024 yerel seçimleri öncesine ait iddialar da yer aldı.
Özgür Karabat’ın kendisiyle irtibata geçtiğini öne süren Aktaş, İstanbul’da CHP yönetimindeki belediyelerden ihale alan yüklenicilerin seçim dönemi için ödeme yapması gerektiğinin söylendiğini iddia etti.
Ardından Esenyurt sınırları içindeki bir otelde Karabat ile bir araya geldiğini ifade eden Aktaş, kendisinden 5 milyon lira istendiğini ileri sürdü. Ödeme yapılmadığı takdirde şirket hak edişlerinin bloke edileceğinin ifade edildiğini savunan Aktaş, ticari nakit akışının bozulmaması ve kredi yükümlülüklerinin aksamaması adına bu şartı kabul ettiğini, paranın sanıklardan Sırrı Küçük’e teslim edilmesinin istendiğini aktardı.
Savunmada dile getirilen bir diğer tutar ise 970 bin dolar oldu.
İBB iştirakleri bünyesinde kardeşlerinin şirketlerinin fliyet yürüttüğünü belirten Aktaş, hak edişlerin bilerek geciktirildiğini, Ertan Yıldız ve Burak Korzay üzerinden 970 bin dolar talep edildiğini iddia etti. Paranın verilmemesi durumunda ödemelerin yapılmayacağının belirtildiğini savunan Aktaş, 19 Ocak 2024 tarihinde 970 bin doları Kilyos’taki bir otele bıraktığını öne sürdü.
İETT bakım ve onarım sözleşmelerine dair süreçleri de anlatan Aktaş, bakım-onarım yapan yüklenicilerin evvela Küçükçekmece’de, akabinde ise Florya’daki başkanlık konutunda bir toplantı gerçekleştirildiğini söyledi.
Toplantıda İbrahim Bülbüllü tarafından şartların kabul edilmemesi halinde sözleşme icrasında zorluklar çıkarılacağının iletildiğini iddia eden Aktaş, kendilerinden sözleşme bedelinin toplam yüzde 10’una karşılık gelecek şekilde ödeme talep edildiğini dile getirdi.
Savunmasında genel meblağa değinen Aktaş, 2020 ile 2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 lira karşılığında ödeme gerçekleştirildiğini bildirdi. Aktaş, ödemelerin yalnızca hak edilmiş alacakların tahsili ve ticari hayatın idamesi adına verildiğini iddia etti.
Söz konusu tüm mali veriler ve eylemler, sürmekte olan yargılama kapsamında mahkeme heyetince değerlendirilecek hususlar arasında bulunuyor.
Tüm eylemlerin temelinde bir “sistem” olduğunu öne süren Aktaş, birtakım taleplerin kendisine doğrudan “Ekrem İmamoğlu’nun talimatı” denilerek ulaştırıldığını savundu. Konutun toplantı için kullanılması ve taleplerin danışmanlar kanalıyla iletilmesini gerekçe gösteren Aktaş, sistemin siyasi ve idari liderinin İmamoğlu olduğunu öne sürdü.
Savunmanın ardından avukatların çapraz sorgusuna geçildi. Ekrem İmamoğlu’nun müdafii tarafından İETT’den ne kadar alacağı olduğu sorulan Aktaş, özellikle İbrahim Bülbüllü’nün göreve gelmesinin ardından hak edişlerin bilinçli biçimde bekletildiğini savunurken net tutarın muhasebe kayıtlarında olduğunu ifade etti.
Sanık Fatih Keleş’in vekilinin yönelttiği soruya karşılık Aktaş, Burak Korzay’ın kendi adına değil Ekrem İmamoğlu’nun işlerini takip ettiğini öne sürdü.
Hasan İmamoğlu’nun vekili tarafından gündeme getirilen 970 bin dolar tutarındaki nakdin yaklaşık 10 kilogram ağırlığında olabileceği ve taşınma şekline ilişkin soruya Mahkeme Başkanı’nın da “10 kilo taşıyabilir misiniz?” diye sorması üzerine Aktaş, “50 kilo bile taşırım.” cevabını verdi.
Yaklaşık 15 st süren duruşmada çok sayıda tutuksuz sanığın beyanı dinlendi. Yargılamanın devamı için duruşmayı 25 Ağustos Salı gününe erteleyen mahkemede, şimdiye kadar toplam 53 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.