Aşırı Sıcaklar Balıklıgöl’ü Nasıl Etkiliyor? Uzmanlar Merak Edilenleri Yanıtladı

Aşırı Sıcaklar Balıklıgöl’ü Nasıl Etkiliyor? Uzmanlar Merak Edilenleri Yanıtladı
Yayınlama: 29.08.2026
0
A+
A-

Yaz aylarında 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklar ile Türkiye’nin en sıcak şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’da, termometrelerin Ağustos ayında 47 dereceyi göstermesi günlük hayatı önemli ölçüde zorlaştırıyor. Sıcak hava dalgasından etkilenen vatandaşların en sık ziyaret ettiği mekanların başında ise tarihi Balıklıgöl yer alıyor. İnsanların dahi güçlükle dayandığı bu iklim koşullarının göldeki balık popülasyonunu nasıl etkilediği, suyun sıcaklık derecesi ve çevresel riskler bilim insanları ile yetkililer tarafından değerlendirildi.

Balıklıgöl’ün Doğal Termal Kalkan Mekanizması

Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Muhammed Yaşar Dörtbudak, Şanlıurfa İli Çevre Koruma Vakfı (ŞURÇEV) Müdürü Siracettin İlhan ve Harran Üniversitesi Bozova Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Ömer Sait Kılıç konuya ilişkin önemli bilimsel değerlendirmelerde bulundu.

Gölün yüksek sıcaklıklara karşı geliştirdiği doğal savunma sistemini aktaran Doç. Dr. Dörtbudak, Balıklıgöl’ün tabandan çıkan yeraltı sularıyla sürekli beslenen karstik bir kaynak gölü olduğunu belirtti. Yaklaşık 1 ila 3 metre derinliğe sahip göle tabandan taze kaynak suyu girerken, tahliye kanalları vasıtasıyla fazla suyun dışarı aktarılması kesintisiz bir sirkülasyon sağlıyor. Bu doğal döngü, göl için adeta bir termal kalkan vazifesi görüyor.

Yapılan geçmiş akademik çalışmalara göre, kentte hava sıcaklığının 45 dereceyi aşması göl suyunun da bu seviyeye çıkacağı anlamına gelmiyor. Geçmiş ölçümlerde su sıcaklığının en düşük kasım ayında 18 derece, aşırı sıcak temmuz ve eylül aylarında ise en yüksek yaklaşık 27 derece civarında seyrettiği belirlendi.

Çözünmüş Oksijen Seviyesi ve Kimyasal Parametreler

Doğal sirkülasyona rağmen sıcaklık artışının sudaki oksijen dengesi üzerinde risk oluşturabildiğine dikkat çeken Dörtbudak, su sıcaklığı arttıkça çözünmüş oksijen miktarının azaldığını vurguladı. Yapılan bilimsel çalışmalarda çözünmüş oksijen düzeyinin kasım ayında 8,7 mg/L iken, eylül ayında göl çıkışında 6,5 mg/L seviyesine kadar gerilediği saptandı.

Oksijen tutma kapasitesinin azalması ve sıcakla birlikte organik maddelerin parçalanması için daha fazla oksijen harcanması balıklar için tehdit oluşturabiliyor. Çözünmüş oksijen seviyesinin 4 mg/L altına inmesinin su canlıları için yıkıcı sonuçlar doğurabileceği, ayrıca amonyum, biyokimyasal oksijen ihtiyacı, pH ve nitrat azotu gibi parametrelerin de hassasiyetle takip edilmesinin zorunlu olduğu ifade edildi. Geçmiş araştırmalarda temmuz ayında göl çıkışında amonyum değerinin 0,87 mg/L, biyokimyasal oksijen ihtiyacının ise 5,1 mg/L olarak kaydedildiği ve balıklar için kritik tolerans eşiğinin 0,10 mg/L amonyak düzeyi olduğu hatırlatıldı.

Balık Davranışlarındaki İpuçları ve Alınan Önlemler

Oksijen seviyesindeki düşüşlerin balıkların davranışlarına doğrudan yansıdığını ifade eden Dörtbudak; balıkların topluca yüzeye çıkması, solungaç hareketlerinin hızlanması, yön bulma zorluğu, uyuşukluk ve yan veya ters yüzme gibi durumların kritik uyarı işaretleri olduğunu açıkladı.

ŞURÇEV Müdürü Siracettin İlhan ile Harran Üniversitesi Bozova MYO Öğr. Gör. Ömer Sait Kılıç, mevcut durumda Balıklıgöl’de herhangi bir olağan dışı risk faktörünün bulunmadığını duyurdu. Suyun 24 st çevrim içi izlendiği, düzenli analizlerin Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ŞUSKİ laboratuvarlarında yapıldığı ve sürecin Şanlıurfa Valiliği koordinasyonunda çok paydaşlı kurumlarca yönetildiği açıklandı.

Ziyaretçilere Önemli Uyarı: Ekmek Atmayın, Suya Dokunmayın

Uzmanlar ve yetkililer, kontrolsüz yemlemenin ekosisteme zarar verdiğini vurguladı. Suya atılan ekmek ve organik maddelerin parçalanma esnasında oksijen tüketimini artırdığı bildirildi. Balıklara sunulan yemlerin tek merkezden kontrollü biçimde satıldığına dikkat çekilerek, dışarıdan getirilen ekmeklerin göle atılmaması gerektiği belirtildi.

Ayrıca yetkililer, insan elindeki mikroorganizmaların göl suyuna geçerek balıklarda hastalık oluşturma riski taşıması nedeniyle ziyaretçilerin ellerini suya sokmaması gerektiğini kaydetti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.