Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Ağız kuruluğunun nedenleri, diş sağlığı üzerindeki etkileri, evde uygulanabilecek önlemler ve hangi durumlarda doktora ya da acil servise başvurulması gerektiği aşağıda ele alınmaktadır.
Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin ağzı nemli tutacak düzeyde tükürük salgılayamamasıdır. Tıpta bu tablo kserostomi olarak adlandırılır.
Tükürük, lokmaları nemlendirerek çiğneme, yutma ve sindirim süreçlerini kolaylaştırır. Barındırdığı antikorlar aracılığıyla mikroplar yok edilir ve ağız temiz ile sağlıklı tutulur. Tükürük bezleri gerektiği gibi çalışmadığında tat alma duyusu etkilenebilir, çiğneme ve yutma güçleşebilir; diş çürüğü, diş kaybı ve ağız enfeksiyonu riski de artar.
Ağız kuruluğu yaşayan kişilerde aşağıdaki belirtiler gözlemlenebilir:
Ağız kuruluğunun en sık rastlanan nedenlerinden biri ilaç kullanımıdır. Reçetesiz satılanlar da dahil olmak üzere yüzlerce ilaç, tükürük bezlerinin daha az tükürük üretmesine yol açabilir. Yüksek tansiyon, depresyon, kaygı bozukluğu ve mesane kontrolü sorunlarında kullanılan bazı ilaçlar ile bazı alerji ilaçları (antihistaminikler), burun açıcılar, kas gevşeticiler ve ağrı kesiciler bu grupta yer alır. Bir ilacın ağzınızı kuruttuğunu düşünüyorsanız ilacı kendi kararınızla bırakmamalı, doktorunuzla görüşmelisiniz. Doktorunuz gerekli görürse dozu değiştirebilir ya da ağız kuruluğuna neden olmayan farklı bir ilaca geçiş yapabilir.
Yeterli miktarda su içilmemesi, aşırı terleme ya da hastalık, vücudun su kaybetmesine neden olur. Ağızda, dudaklarda ve dilde kuruluk da susuzluğun belirtileri arasındadır. Susuzluk hissi, baş ağrısı, koyu sarı ve keskin kokulu idrar, her zamankinden seyrek idrara çıkma ve yorgunluk da susuzluğa işaret edebilir.
Kusma, ishal, sıcakta uzun süre kalma, fazla alkol tüketimi, ateş ve idrar söktürücü ilaçlar sıvı kaybı riskini artırır.
Burun tıkalı olduğunda gece ağızdan nefes alınabilir; bu da sabahları ağız kuruluğuna neden olabilir. Horlama da ağız kuruluğu nedenleri arasında gösterilir.
Diyabet ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, tükürük bezlerinin daha az tükürük üretmesine yol açabilir. Diyabet ayrıca tükürükteki şeker (glikoz) miktarını yükseltebilir. Bu şeker zararlı bakterileri besler; bakteriler yiyecek artıklarıyla birleşerek dişlerin yüzeyinde plak adı verilen yapışkan bir tabaka meydana getirir ve çürüğe neden olur.
Sürekli susama, her zamankinden sık idrara çıkma, aşırı yorgunluk ve istemeden kilo kaybı diyabetin belirtileri arasında yer alır. Geçmeyen ağız kuruluğuna sık idrara çıkma eşlik ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Diyabeti olan herkesin belirti göstermediği de göz ardı edilmemelidir.
Sjögren hastalığı, gözyaşı ve tükürük üreten bezleri etkileyen otoimmün bir hastalıktır. En belirgin iki belirtisi ağız kuruluğu ve göz kuruluğudur. Gözlerde yanma, kaşıntı ya da kum varmış hissi oluşabilir. Eklem ve kas ağrıları, ciltte döküntü, el ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma, kuru öksürük ve sürekli yorgunluk da görülebilir.
Hastalık kadınlarda erkeklere kıyasla dokuz kat daha sık görülür. Tanı; hastanın öyküsü, muayene ve laboratuvar testlerinin sonuçlarının birlikte değerlendirilmesiyle konur. Bu testler arasında gözyaşı üretimini ölçen Schirmer testi, kanda bazı antikorların incelenmesi ve tükürük bezinden küçük bir doku örneği alınması (biyopsi) bulunabilir. Sjögren hastalığının henüz kesin bir tedavisi bulunmamaktadır; uygulanan tedavi, kuruluk ve diğer şikayetlerin hafifletilmesine yöneliktir.
Baş ve boyun bölgesine uygulanan radyoterapi, tükürük bezlerine zarar verebilir ve salgılanan tükürük miktarını önemli ölçüde azaltabilir. Tükürük bezleri tedaviyi izleyen ilk yıl içinde kısmen toparlanabilir; ancak özellikle bezlerin doğrudan radyasyona maruz kaldığı durumlarda bu toparlanma genellikle tam olmaz. Kemoterapide kullanılan ilaçlar ise tükürüğün yapısını ve miktarını değiştirebilir; tükürüğü koyulaştırarak ağzın kuru hissedilmesine yol açabilir.
Kanser tedavisi görecek kişilerin, tedaviye başlamadan yaklaşık bir ay önce diş hekimine giderek ağız sağlığını kontrol ettirmesi tavsiye edilir.
Evet. Tükürük, ağızdaki zararlı mikropları kontrol altında tutar. Tükürük miktarı azaldığında diş çürüğü ve ağızda mantar enfeksiyonu riski yükselir. Tedavi edilmeyen ağız kuruluğu; plak birikimine, diş çürüğüne ve diş eti hastalığına, ağız yaralarına, pamukçuğa ve dudaklarda çatlamaya neden olabilir. Çiğneme ve yutma güçleştiğinden beslenme de olumsuz etkilenebilir.
Bu sebeple ağız kuruluğu yaşayan kişilerin dişlerini günde iki kez florürlü diş macunuyla fırçalaması, diş ipi kullanması ve diş hekimi kontrollerini aksatmaması büyük önem taşır. Diş hekimi gerekli gördüğünde ek florür uygulamaları önerebilir.
Ağız kuruluğunun tedavisi, altta yatan nedene göre belirlenir. Nedene yönelik tedavinin yanı sıra aşağıdaki genel önlemler kuruluğun hafifletilmesine katkı sağlayabilir:
Ağız kuruluğunu artırabilecek unsurlardan da uzak durulmalıdır:
Eczacınız, durumunuza uygun ağız nemlendirici jel, sprey, tablet ya da pastil önerebilir. Kuruluk şiddetliyse doktorunuz yapay tükürük ya da tükürük üretimini artıran ilaçlar önerebilir.
Doktor ya da diş hekimi öncelikle sağlık öykünüzü ve kullandığınız ilaçları sorgular, ardından ağzınızı muayene eder. Gerek görülürse kan testleri, tükürük bezlerinin görüntülenmesi ya da üretilen tükürük miktarını ölçen testler yapılabilir. Sjögren hastalığından şüphelenildiğinde dudaktaki küçük tükürük bezlerinden doku örneği alınabilir.
Ağzınızın neden kuru olduğunu öğrenmek için diş hekiminize ya da doktorunuza başvurun. Özellikle aşağıdaki durumlarda doktora gidilmelidir:
Ağız kuruluğu tek başına çoğu zaman acil bir durum teşkil etmez. Ancak ağız kuruluğu, ağır bir sıvı kaybının ya da kontrolsüz yüksek kan şekerinin bir parçası olabilir. Aşağıdaki durumlarda 112’yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun:
Son maddede sıralanan belirtiler, diyabetin hayatı tehdit edebilen bir komplikasyonu olan diyabetik ketoasidozu düşündürebilir. Bu belirtiler, daha önce diyabet tanısı almamış kişilerde de ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda acile kendiniz araç kullanarak gitmeyin; birinden sizi götürmesini isteyin ya da 112’yi arayın.
Geçmeyen ağız kuruluğu; diyabet, Sjögren hastalığı, HIV/AIDS, inme ya da Alzheimer hastalığı gibi durumlarla bağlantılı olabilir. Bununla birlikte en sık nedenler ilaç yan etkileri, sıvı kaybı ve ağızdan nefes almadır. Nedenin anlaşılması için doktora başvurulması gerekir.
Burun tıkanıklığı ya da horlama sebebiyle gece ağızdan nefes alınması, sabah ağız kuruluğuna yol açabilir.
Olabilir. Özellikle sürekli susama, sık idrara çıkma ve yorgunluk da eşlik ediyorsa doktorunuza başvurun.
Evet, kaygı ağız kuruluğu nedenleri arasında yer almaktadır. Panik atak sırasında da ağız kuruluğu görülebilir.
ÖNEMLİ NOT: Bu içerik bilgilendirme amacı taşımaktadır; tanı ve tedavi için hekiminize başvurun.