Şanlıurfa’da yünler 5 saat göğüsle dövülüyordu: Keçeciliğin unutulan ulaşaneği

Şanlıurfa’da yünler 5 saat göğüsle dövülüyordu: Keçeciliğin unutulan ulaşaneği
Yayınlama: 15.10.2026
0
A+
A-

Şanlıurfa’da keçecilik yapan ustalar, hazırladıkları yünleri önce ayaklarıyla tepiyor, ardından Keçeci Hamamı’nda yaklaşık beş saat boyunca göğüsleriyle dövüyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının Keçecilik başlıklı kültür envanterinde anlatılan bu ulaşaneksel yöntem, kentin tarihî çarşılarında uzun yıllar sürdürülen bir mesleğin üretim aşamalarını ortaya koyuyor. Ustalar, saatler süren faaliyet sırasında birbirlerine hoyrat ve türkülerle karşılık veriyordu.

Keçeci Pazarı ve çevresindeki hanlarda yürütülen üretimde, Harran Ovası’nda yetişen kuzuların yünleri tercih ediliyordu. Hazırlanan keçeler çobanların giydiği kepeneklerden ev yaygılarına kadar farklı amaçlarla kullanılıyordu.

Harran Ovası’nın kuzu yünleri kullanılıyordu

ulaşaneksel Şanlıurfa keçeciliğinde malzeme seçimi üretimin ilk aşamasını oluşturuyordu. Bakanlığın aktardığına göre ustalar, özellikle Harran Ovası’nda yetişen 3-4 aylık kuzuların yünlerini keçe yapımına uygun buluyordu.

Siyah yünler desenlerin hazırlanmasında, beyaz yünler ise keçenin yüzeyinde kullanılıyordu. Diğer yünler ara tabakalara yerleştiriliyordu. Yünler yay ve tokmak yardımıyla kabartıldıktan sonra bez üzerine seriliyor, desenleri hazırlanıyor ve suyla ıslatılıyordu.

Keçe önce ayakla, ardından göğüsle dövülüyordu

Islatılan yünler bir ağaç direğin çevresine sarılarak rulo haline getiriliyordu. Ardından iki ila beş kişi tarafından ayakla tepiliyordu. İlk tepme işlemi yaklaşık yarım saat devam ediyordu.

Rulo açılıp keçenin kenarları düzeltildikten sonra ikinci tepme aşamasına geçiliyordu. Bu işlem yaklaşık bir saat devam ediyordu.

Ortaya çıkan ham keçe, Sultan Hamamı’nın doğusuna bitişik Keçeci Hamamı’na götürülüyordu. Burada yaklaşık beş saat göğüsle dövülüyor, ardından 15-20 dakikalık son tepme işleminden geçirilerek kurutuluyordu.

Keçe ustaları çalışırken hoyrat ve türkü söylüyordu

Şanlıurfa’daki keçecilik ulaşaneğinin dikkat çeken özelliklerinden biri, üretime müziğin eşlik etmesiydi. Kültür ve Turizm Bakanlığının envanterine göre ustalar, yünleri döverken karşılıklı hoyrat ve türküler söylüyordu.

Böylece keçe yapımı yalnızca el emeğine dayanan bir üretim faaliyeti olarak kalmıyor, Şanlıurfa’nın sözlü kültüründe de yer buluyordu.

Çoban kepeneğinden ev yaygısına farklı ürünler hazırlanıyordu

Keçeciler, hazırladıkları ürünleri kullanım alanlarına göre çeşitlendiriyordu. Çobanların giydiği kepenek, ev keçesi, sedir keçesi, kış keçesi ve at keçesi ulaşaneksel ürünler arasında bulunuyordu.

Süslemelerde ise Acem nakışı, dal nakış, pul nakış, göbek nakış, somun nakış ve yonca nakışı gibi desenler kullanılıyordu. Siyah ve beyaz yünlerin birlikte değerlendirilmesiyle farklı motifler oluşturuluyordu.

Şanlıurfa’da keçecilik neden geriledi?

Kültür ve Turizm Bakanlığının kültür envanterinde, fabrikasyon yaygıların yaygınlaşmasının ulaşaneksel keçeciliğin önemini azalttığı belirtiliyor. El emeğiyle hazırlanan ürünler, sanayi üretimi yaygıların günlük yaşamda daha fazla kullanılmaya başlanmasıyla eski yerini kaybetti.

Keçeci Pazarı ve Keçeci Hamamı, Bakanlığın tarihsel anlatımında bu mesleğin önemli üretim alanları olarak yer alıyor. Ancak kültür envanterinin yayın tarihi belirtilmediğinden, aktarılan üretim düzeni ve faaliyet alanları günümüzdeki faal atölyelerin durumu olarak değerlendirilemiyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.