Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Şanlıurfa‘da yaşayan vatandaşların geçmişe duyulan özlem ve günümüz hayatına dair değerlendirmeleri birbirinden ayrışıyor. Eski ve yeni yaşamın kıyaslanmasında özellikle aile ilişkileri, ekonomik şartlar, teknolojik gelişmeler ve toplumsal değerlerde meydana gelen değişimler ön plana çıkıyor.
Vatandaşların bir kısmı, geçmişte maddi olanaklar sınırlı olsa da insanların daha huzurlu ve mutlu bir hayat sürdüğünü dile getiriyor. Diğer bir kısmı ise teknolojideki ilerlemeyle birlikte yaşamın daha konforlu ve kolay bir hâl aldığı görüşünü taşıyor.
Görüşlerine başvurulan Zeki Ayıldak, Şahin Nazlı, Mehmet Halit Karakeçili ve Uğur Özel, geçmiş ile bugün arasındaki farklılıkları ele alarak eski günlere yönelik özlemlerini ve mevcut yaşam koşullarına ilişkin düşüncelerini aktardı.
Geçmişte insanların daha huzurlu bir yaşam sürdüğünü vurgulayan Zeki Ayıldak, bugün maddi imkânlar artmış olsa da saygı, terbiye ve kant duygusunun zayıfladığını şu sözlerle anlattı:
“Eskiden hayat çok güzeldi. Hiçbir şey yoktu ama huzur vardı, saygı vardı, terbiye vardı. Şimdi ise her şey var ama şükür yok, kant yok. Eski hayat daha güzeldi. Eskiden aile birliği ve beraberliği vardı. Sıla-i rahim dediğimiz aile ziyaretlerini özlüyoruz. Şimdi çocuklarımız bizi görmüyor. Bayramlarda eskiden kapı kapı dolaşıp büyüklerimizin bayramını kutlardık. Şimdi ise herkesin çocuğu bir tatil beldesinde”
Ekonomik koşulların geçmişte daha ağır olmasına karşın insanların daha mutlu yaşadığını ifade eden Ayıldak, bugün artan imkânların mutluluğu da beraberinde getirmediğinin altını çizerek şunları söyledi:
“Eskiden hayat şartları zordu. Bir evde sadece baba çalışır, sekiz dokuz kişilik aileyi geçindirirdi. O zamanlar bugünkü gibi pazarda, çarşıda veya mağazalarda istediğimiz her şeyi alamazdık. O imkânlar yoktu. Bugün Allah’a şükürler olsun, para da var, her şey de var. İstediğimiz pek çok şeye sahip olabiliyoruz ama ağzımızın tadı yok. Eskiden yediğimiz yemeklerin lezzetini şimdi alamıyoruz. İnsanlar eskiden daha mutluydu. Varlık ve zenginlik insanlarda şımarıklığa yol açıyor. Saygı giderek azalıyor. Bu da mutluluğumuzu alıp götürüyor”
Gençlik dönemine olan özlemini de paylaşan Ayıldak, 1980’li yıllara geri dönmeyi istemediğini, ancak 1975 ile 1980 yılları arasındaki dönemi özlediğini belirtti. Ayıldak, o yıllarda daha sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürdüğünü kaydetti.
Ayıldak, “Allah bize şuur versin. Allah bizleri kant edenlerden eylesin. Kant edersek bu hayat da güzel. Ben hep derim ki biz bu dünyanın cennetini yaşıyoruz. Her şey var ama saygı kalmamış, terbiye kalmamış, görgü kalmamış” şeklinde konuştu.
Adıyaman’dan geldiğini aktaran Şahin Nazlı ise geçmiş ve bugünü farklı bir perspektiften ele aldı. Teknolojik ilerlemelerin yaşam koşullarını dönüştürdüğünü, fakat manevi değerlerin değişmemesi gerektiğini dile getiren Nazlı şu ifadeleri kullandı:
“Bir Müslüman olarak baktığımızda eskiyle yeni arasında pek bir fark yok. Dünya teknolojik açıdan değişebiliyor ama Müslümanlar için ölçüler her zaman aynıdır. Ne değişirse değişsin bizim kriterlerimiz değişmez. Biz ahiret odaklı yaşamak ve çalışmak zorundayız. Bu nedenle eskiyle yeni arasında bizim açımızdan bir fark yok”
Geçmişe ve çocukluk yıllarına özlem duyulmasının olağan bir durum olduğunu belirten Nazlı, her dönemin kendine özgü avantajları ve güçlükleri bulunduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Tabii insan olarak geçmişi özlüyoruz. Çocukluğumuzu yaşadığımız dönemlere karşı bir özlemimiz oluyor. Eskiye biraz daha merak duyuyoruz. Eskiden insanlar maddi ve manevi açıdan daha rahattı. Ancak ulaşım ve teknoloji bugünkü kadar gelişmiş değildi. O dönemde zorluklarla birlikte kolaylıklar da vardı. Şimdi de aynı şekilde avantajlar olduğu gibi dezavantajlar da var. Müslüman kalalım, özümüze dönelim inşallah”
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden Mehmet Halit Karakeçili ise diğer katılımcılardan ayrışarak günümüz yaşamının geçmişe kıyasla daha güzel olduğu görüşünü savundu.
Teknoloji, ulaşım ve ticaret alanında kaydedilen gelişmelerin gündelik hayatı kolaylaştırdığına dikkat çeken Karakeçili şunları söyledi:
“Bana göre şimdiki hayat daha güzel. Özellikle teknoloji açısından baktığımızda hayatın çok daha gelişmiş olduğunu söyleyebiliriz. Telefonlar, ulaşım imkânları, parklar, bahçeler, sahiller ve denizler… Bunların hepsi hayatı daha güzel hâle getiriyor. Ticaret açısından da büyük kolaylıklar var. Artık telefon üzerinden bile çok daha rahat ticaret yapabiliyoruz. Bu nedenle eskiye göre şimdiki hayatın daha kolay ve daha güzel olduğunu düşünüyorum”
Geçmişte aile bağlarına ve kültürel değerlere daha fazla önem atfedildiğini savunan Uğur Özel ise tercihini eski hayattan yana kullandı.
Özellikle pandeminin ardından ekonomik koşulların değiştiğini ve hayat pahalılığının yükseldiğini vurgulayan Özel, düşüncelerini şöyle aktardı:
“Tabii ki eskiden hayat daha güzeldi. Aslında eskiden bugüne kadar gelen her şeyi de yanımızda taşıdık. Geçmişteki değerlerimizin üzerine yenilerini ekledik ama zamanla her şey biraz birbirine karıştı. O zamanlar ekonomi de farklıydı. Özellikle pandemiden sonra işler biraz değişti. Her şey pahalılaştı. Bu durum sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da aynı şekilde yaşandı. Bence insanlar eskiden daha mutluydu. Şimdi bakıyorsun, ailelerin çoğu dağınık. Eskisi gibi bir bağlılık yok. İnsanlar aile bağlarını korumakta zorlanıyor, hatta bu bağlara eskisi kadar sahip çıkmıyor”
Geçmişte aile yapısının daha güçlü olduğunu ve insanların kendi kültürlerine daha bağlı yaşadığını dile getiren Özel, bilhassa 1980’li ve 1990’lı yıllara geri dönmeyi arzu ettiğini şu sözlerle ifade etti:
“1980’li ve 1990’lı yıllara dönmek isterdim. Çünkü o zamanlar hayat şartları farklıydı. İnsanlar kültürlerine daha bağlıydı. Aile yapısı daha sağlamdı. Şimdi bakıyorsun, insanlar kendi kültürlerinden biraz uzaklaşmış gibi. Sanki biraz Avrupalılaşmışız, o zihniyete yönelmişiz gibi geliyor bana. O yüzden eski zamanlara dönmek isterdim. O dönemlerin daha güzel olduğunu düşünüyorum”
Hayat pahalılığı ve karşılaşılan güçlüklere rağmen mücadeleye devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Özel, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:
“Allah herkese sabır versin, güç kuvvet versin, sağlık versin. Mücadele devam ediyor. Ne olursa olsun hayata tutunmamız lazım. Hayat pahalı da olsa yaşamaya devam etmek zorundayız.”