Şanlıurfa’da kervanlarla birlikte kaybolan meslek: Havutçuluğun unutulan hikâyesi

Şanlıurfa’da kervanlarla birlikte kaybolan meslek: Havutçuluğun unutulan hikâyesi
Yayınlama: 16.10.2026
0
A+
A-

Şanlıurfa’da tarım ürünlerinin deve kervanlarıyla taşındığı dönemlerde, yüklerin hayvanların sırtına yerleştirilmesini sağlayan özel bir donanım kullanılıyordu. Havut adı verilen bu donanımı hazırlayan ustalar, havutçu olarak tanınıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının Şanlıurfa el sanatları arşivine göre motorlu araçların yaygınlaşmasıyla önemini kaybeden havutçuluk, zamanla ortadan kalkan ulaşaneksel mesleklerden biri oldu.

Develerin yanı sıra at ve merkepler için de farklı yük donanımları hazırlanıyordu. Bu hayvanların sırtına yerleştirilen semerlere ‘palan’, bunları yapan ustalara ise ‘çulcu’ veya ‘palancı’ deniliyordu.

Deve kervanları Şanlıurfa’nın yükünü taşıyordu

Geçmişte Şanlıurfa’da tarım ürünlerinin taşınmasında develerden yararlanılıyordu. Tarlalarda biçilen buğday sapları, ‘şelte’ adı verilen bağlar halinde havutların üzerine yerleştirilerek harman yerine götürülüyordu.

Merkepler de günlük taşımacılıkta önemli bir yere sahipti. Şehre yakın taş ocaklarından çıkarılan yapı taşları bu hayvanlarla taşınıyordu. İnşaatlarda kullanılan kumlar ise ‘sırga’ adı verilen, iki yanında geniş cepleri bulunan yük örtülerine dolduruluyordu.

Havutçuluk neden ortadan kalktı?

Kültür ve Turizm Bakanlığının arşivinde, havutçuluğun ortadan kalkmasında ulaşım koşullarındaki değişimin etkili olduğu anlatılıyor. Motorlu taşıtların yaygınlaşması ve taş ocaklarına yollar yapılmasıyla yük hayvanlarına duyulan ihtiyaç azaldı.

Hayvanlarla gerçekleştirilen taşımacılığın gerilemesi, havut ve palan gibi ulaşaneksel donanımların üretimini de etkiledi. Bakanlık kaydı, havutçuluğu kaybolan meslekler arasında gösteriyor.

Çulcu Pazarı’nda bir zamanlar 25-30 dükkân vardı

Şanlıurfa’da çulculuğun geçmişteki merkezlerinden biri, Mevlevihâne’nin doğusunda bulunan Çulcu Pazarı’ydı. Bakanlığın tarihsel anlatımına göre burada 25-30 dükkân bulunuyordu. Esnaf daha sonra Kürkçü Pazarı’na taşındı.

Aynı arşivde, çulculuğun yayının hazırlandığı dönemde 3-5 dükkânda sürdürüldüğü belirtiliyor. Ancak kaydın yayın tarihi bulunmadığından bu sayı günümüzdeki dükkân sayısını göstermiyor.

ulaşaneksel palan nasıl hazırlanıyordu?

Palan yapımında önce hayvanın sırtına uygun ölçülerde keçe ve çul kesiliyordu. Parçalar kıl ip ve iri çuvaldız kullanılarak dikiliyor, içlerine ‘puş’ denilen uzun buğday sapları dolduruluyordu.

Hazırlanan palanın dış yüzeyi kilim, cicim veya ‘palas’ adı verilen dokumalarla kaplanıyordu. Böylece hayvanların yük taşımasında kullanılan donanım tamamlanıyordu.

Bakanlığın kültürel miras kaydında Havut Müslüm, Nuri Gözel, Bedir Ağdaş, Mustafa Karadaş, Halil Şirpak ve Nakşi Usta, geçmiş dönem ustaları arasında anılıyor. Ahmet Karadaş, Mehmet Parmaksız ve Nabi Temel’in adları da arşivde mesleği sürdüren ustalar arasında yer alıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.